Dilekçede Muhatap Nasıl Yazılır? – Bir Genç Yetişkinin Mizahi Yolculuğu
Hayatın En Zor Sorusu: “Dilekçede Muhatap Nasıl Yazılır?”
İzmir’de, sıcak bir yaz akşamı, arkadaşlarla çay bahçesinde otururken, bir anda bir soru ortaya çıktı: “Dilekçede muhatap nasıl yazılır?” Şaşkınlıkla birbirimize bakakaldık. Bir anda herkes, sanki bir devlet dairesinde imza atacakmış gibi ciddi bir şekilde bu soruyu tartışmaya başladı. Neyse ki ben, her zaman olduğu gibi, durumun ciddiyetini biraz olsun esprili bir şekilde dengelemeyi başardım. Fakat, bakıyorum, bu tür basit ama kafaları karıştıran sorular gerçekten günlük hayatımızın bir parçası haline gelmiş.
Hadi gelin, birlikte bu soruyu biraz mizahi bir dille inceleyelim. Çünkü gerçekten de “Dilekçede muhatap nasıl yazılır?” sorusu, bazen hayatın bütün dertlerinden daha zorlayıcı olabilir.
Dilekçe Mi, Hedef Mi? Herkesin Sormak İstediği Soru
Şimdi, “Dilekçede muhatap nasıl yazılır?” sorusu bana ilk başta şunu düşündürttü: Gerçekten de bir dilekçede muhatabı kim olarak yazmam gerektiğini sorgulayan birisi, hayatında ciddi kararlar alırken daha da zorlanabilir. “Evet, bu yazıyı yazdım, işte bu dilekçe, ama şimdi kimse benim bu dilekçemi ciddiye almaz ki!” gibi bir düşünce, sağlıklı bir toplumda kolayca doğabilen bir melankoliye yol açabilir.
Hadi, diyelim ki seninle birlikte ben de o dilekçeyi yazan kişiyim. Elime kalemi alıyorum. Muhatap kısmını yazmak üzere kafamda bir sürü isim dönüyor:
“Sayın Yetkili”,
“İlgili Birim”,
“Sevgili Devlet Amiri”… Hımm, belki fazla samimi oldu, “Sevgili” demeyelim.
Bunun ardından düşüncelere daldım, “Gerçekten Sayın Yetkili dedikten sonra karşımdaki kişi beni ciddiye alacak mı?” gibi sorular kafamı kurcalıyor. İç sesim, “Bunu yanlış yazarsam, dilekçem çöpe mi gider, yoksa anında sosyal hayattan dışlanırım?” diye endişeleniyor. Ancak en önemlisi, acaba muhatabımı doğru yazarsam, hayatıma nasıl bir düzeyde başarı katacağım?
Sayın Yetkili: Ciddiyetin En Yüksek Noktası mı?
Kafamdaki sorular sıralandıktan sonra, gerçek anlamda “Sayın Yetkili” ifadesine takıldım. Mesela, izlediğimiz Türk dizilerindeki “Sayın Yetkili” açıklamaları kadar etkileyici olabilecek mi? Benim gibi İzmirli bir insan için, “Sayın Yetkili” demek, mesela İstanbul’daki bir bürokrata ya da belediye başkanına yazılacaksa tam anlamıyla dağlar kadar uzak bir kavram. Bizim burada işin içine biraz daha samimiyet, belki de kahve içtiğimiz o komşu kadar yakınlık katabiliriz.
Ama, hele ki Sayın Yetkili yazarken, o kişi tam anlamıyla yetkili değilse, bu ciddiyetin bir anlamı kalmaz. Yani, ben sana dilekçeyi yazıyorum, senin kim olduğunu da bilmiyorum, ama “Sayın Yetkili” diyerek işin içinden sıyrılsam… Hah, işte o zaman gerçekten de iç sesim “Muhatap kısmı doğru yazılmadıysa ne olur?” sorusunu tekrar sorar.
Benim İç Sesim: “Muhatap Ben Miyim?”
Bir dilekçede muhatap yazarken, en zorlandığım kısımlardan biri, o muhatabın kim olduğunu net bir şekilde kestirememek. İnsanın kafasında bir hayalet gibi beliriveren “Bu ben miyim?” sorusu, bazen cidden kafanızı karıştırabilir. Yani, o muhatabın, yanlışlıkla sizin kendinize yazdığınız bir dilekçede yer alması durumu, sizce de komik değil mi? “Sayın Ben, Benim Önerimdir” diye başlayan bir dilekçe, hiç de anlamlı olmaz, değil mi?
Diyelim ki ben, o kadar yaşadığım olaydan sonra bir dilekçe yazıyorum. Hedefim belediye başkanı, ama neden gerçekten ona muhatap yazalım? Bu yüzden “Sayın Belediye Başkanı” yerine, belki de “Belediye Başkanlığı” ifadesini kullanmam gerekir. Eğer yazdığım dilekçe, kişisel bir mesele değilse, muhatap çok daha geniş bir kavram olmalı.
Kısa Diyalog: Hayatın Gerçek Dilekçe Anı
Ben: “Arkadaşlar, dilekçede muhatap nasıl yazılır, ciddi ciddi hiç düşündünüz mü?”
Arkadaşım: “Bence hiç yazma ya, boşver. Gidip yüz yüze konuşsan daha iyi.”
Ben: “Yüz yüze konuşmak mı? Yani, dilekçe, o ‘resmi’ şey var ya, ben sadece resmi olmasını istiyorum, ciddiyet lazım!”
Arkadaşım: “O zaman ‘Sayın Yetkili’ yaz, bir de imza at, olur biter.”
Ben: “Yok ya, bu sefer de çok resmiyet olur, sanki bir devlet memuruyla kavga edeceğiz!”
Sonuçta, gündelik hayatta bazen resmiyeti abartıyoruz, bazen de onu unutuyoruz. Ama dilekçelerde muhatap kısmını yazarken dikkatli olmak, o küçük farkı yaratabilir. Bir adım geriye çekilip bakınca, belki de bu muhatap yazma işlemi, sadece bir başlangıçtır; çünkü o dilekçede yazacağınız her şey, daha sonra toplumsal bir düzeye dönüşebilir.
Dilekçede Muhatap Nasıl Yazılır? Sonuçta Bir Mesaj Var
Hadi gelin, en başa dönelim ve bir kez daha soralım: “Dilekçede muhatap nasıl yazılır?” Ne yazık ki, burada her şey kesin bir formüle bağlı değil. Sayın Yetkili, İlgili Birim, Belediye Başkanlığı gibi ifadeler, bu yolda atacağınız ilk adımlardır. Ancak, en nihayetinde, bu dilekçede yazdığınız her şey, o muhatabınızla kuracağınız ilişkinin şekliyle doğru orantılıdır. Yani, işin sonunda, “Muhatap kim?” sorusu değil, “Bunun ardında kim var?” sorusu önemlidir.
İşte hayat da böyle. Bazen muhatap, aslında sizin kim olduğunuzu anlamaya çalışan birisi olabilir. Kimi zaman en resmi ifadeler bile, en samimi iletişimle buluşabilir.